Bedavaya çalışan dijital ırgatlar olduğunuzu biliyor muydunuz?

Geçenlerde okuduğum bir yazı, Facebook, Google’i günümüz derebeyine benzetmişti.

Feodal zamanlarda, nasıl derebeyleri köylülere topraklarında yaşama izni verip, tüm hasatın büyük kısmını alııyorsa, ortak oluyorsa, Facebook ve Google da aynısını yapıyor aslında.

Facebook’ta siz bedavaya yazı paylaşıyor, müzik paylaşıyor, fotoğraf paylaşıyorsunuz. Bunların sahibi Facebook. Tüm bu yazılarınızı, fotoğraflarınızı istediği şekilde kullanmasını engelleyen sadece kendi koyduğu kullanım koşulları.

İşi siz yapıyorsunuz, parsayı onlar topluyor.

Youtube (Google) da, Instagram’da, Twitter’da paylaştıklarınız için de geçerli.

Siz bedava paylaşıyorsunuz, içerik artıyor, onlar daha değerli hale geliyor. İşi siz yapıyorsunuz, parsayı onlar topluyor.

Ve tüm kontrol toprak sahibinde olduğundan dolayı, isterse sizi atabilir, isterse kirayı arttırabilir, etrafındakilerle iletişim şeklinize karar verir. Siz ise sadece ya kabul eder veya başka bir yerde yeni düzen kurmaya çalışırsınız. Sayfanızı kapatabilir, hesabınızı silebilir. Bunun için itiraz etseniz sızlasanız ne olacak?

İletişim stratejiniz sadece sosyal medya mogullarına dayanıyorsa, kendinizi tehlike altına sokuyorsunuz.

Bu firmaların sürekli değişen kullanım koşulları uyarıların düşünürseniz, hak vereceksiniz.

Olay sadece bir şekilde işinize ortak olmaları değil, belirsizlikler de aynı zamanda. Geocities, Digg, Myspace, diye bir sürü web sitesi vardı. Bunlara ne oldu? Saatlerinizi verdiniz… Sonuç?

O yüzden benim önerim her ne kadar batacaklarından değil tabi de, oralara pek fazla yaslanmayın, oranın gücünü kullanın ama kendi eposta listenizi ve facebook, Web sitesi ziyaretçilerinizi oluşturun. Merkeziniz Web sayfanız olsun, pazarlama veritabanınız da topladığınız mailler olsun, n’olur n’olmaz.